“Türkler ve Köpekler Giremez” Diyen Ermenilerden Ben Neden Özür Dileyim?

Pazartesi akşam haberlerini Star Televizyonu`nda Uğur Dündar`ın yorumuyla izlerken yukarıda tırnak içindeki ifadeleri duyunca irkildim. Rusya`da yapılacak Eurovision şarkı yarışmasında bu yıl Ermenistan`ı temsil edecek grubun Türk düşmanı "System of a Down" olduğu, Agos Gazetesi tarafından doğrulanmıştır.
1995 yılında ABD`de kurulan 4 kişilik grubun solisti Tankyan, Lübnan doğumlu bir Ermenidir. Tankyan Eurovision şarkı yarışmasını sözde soykırımı dünyaya duyurmak için mükemmel bir fırsat olarak görmektedir. Grup üyeleri her konserlerinde "F..k the Turk" diye bağırmakta, devamlı olarak "Türkiye soykırımı kabul et" demektedirler. ABD`de geçen yıl gösterime giren "Screamers" (çığlık atanlar) filminin konusu sözde Ermeni soykırımı olup, müzikleri bu grup tarafından yapılmıştır.
Brian Tallerico`nun "Screamers: System of a Down Review" başlıklı makalesini okumanızı öneririm. Tallerico, 1915 yılında sanki Türkiye Cumhuriyeti varmış gibi, sözde soykırımı Türkiye Cumhuriyeti`nin işlediğini iddia etmektedir.
İki önemli hatırlatma. Türkiye, Ermenistan`a 2006 yılında 10, 2007 yılında 12, 2008 yılında ise 10 puan vermişti. Türk müziğinin önemli isimlerinden Onno Tunç`un kardeşi, besteci ve aranjör Arto Tunçboyacıyan "Sytem of a Down" grubuyla ikinci albümlerinde çalışmıştı.
Bu gelişmeler olurken Ermenilerden bireysel olarak özür dilemek amacıyla çalışmaları yürütülen kampanya internet üzerinden www.ozurdiliyoruz.com adresinde başlamıştır. Prof. Dr. Ahmet İnsel, Prof. Dr. Baskın Oran, Dr. Cengiz Aktar ve Gazeteci Ali Bayramoğlu`nun öncülüğünde başlatılan kampanyanın imza metninde şöyle denilmektedir:
"1915`te Osmanlı Ermenileri`nin maruz kaldığı Büyük Felaket`e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum."
Özür bireysel olmaz.
Türkiye bir suç mu işlemiştir de özür dilenmektedir? Hangi uluslararası mahkeme Türkiye`yi ya da Osmanlıyı suçlu bulmuştur?
Eğer özür dilerseniz, ardından bazı Avrupa ülkelerinden ve ABD`den sözde soykırımı tanıma kararları, ardından tazminat, ardından toprak talebi gelecektir.
Bu imza kampanyası karşında çok sayıda emekli büyükelçi ve diplomat bir bildiri yayınlayarak 1915 olaylarına ilişkin olarak bir grup aydın (!) tarafından "Ermenilerden Özür Dilenmesi" kampanyasının başlatılmasını eleştirilmiştir. Bildiriye destek veren 60`a yakın emekli büyükelçi ve diplomat arasında eski Dışişleri Müsteşarlarından Şükrü Elekdağ, eşim Dr. Sena Karluk`un kuzenin eşi Korkmaz Haktanır ve Onur Öymen de vardır.
Bildiri şöyledir: "Böylesine yanlış ve tek taraflı bir girişim, tarihimize saygısızlık ve terör örgütlerinin Osmanlı İmparatorluğu`nun son dönemlerinde yaptıkları ve Cumhuriyet tarihimizde de giriştikleri şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden insanlarımıza ihanet etmek anlamına gelecektir. Savaş koşullarında yapılan 1915 Ermeni tehciri acı sonuçlar vermiş ise de, Türk insanının Ermeni isyanları ve terör eylemlerinde uğradığı kayıplar ve acılar Ermenilerinkinden daha az değildir."
Türkiye`nin Ermenistan`a yönelik açılıma da değinilen bildiride şöyle denilmiştir: "Bugün Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde bir yumuşama sürecine girilmesi ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi isteniyor ise, bunun yolunun, tek taraflı özür dilenmesi gibi tavizlerden değil, öncelikle taraflar arasındaki sınırların ve toprak bütünlüklerinin tanınmasından, ve mutlaka gerekiyor ise, her iki tarafın tarih boyunca çektikleri acıların karşılıklı olarak paylaşılmasından geçtiğinin hatırda tutulmasında yarar görüyoruz. Aksi takdirde, `özür dilenmesi` gibi tek yönlü bir davranış yersiz ve yanlış olacak, tarih gerçeklerine aykırı düşecek ve ulusal çıkarlarımız açısından vahim sonuçlar doğurabilecektir."
Eski Dışişleri mensupları bildiri yayınlarken Dışişleri Bakanlığı acaba neden gerekli ve etkili bir tepki vermiyor? Dışişleri sözcüsü "Türkiye açık bir toplum. Her şey konuşulabilir" derken, dolaylı olarak bildiriyi ve de imza koyanları onaylamak mı istemiştir acaba?
16 Aralık Salı gecesi Haber Türk kanalında bu konu tartışılırken Kezban Hatemi isimli bir avukat hanım Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ`a "mağdurlardan haberiniz var mı?" diye bağırmış, adeta "çığlık" (Screamers filmini hatırlatan bir şekilde) atmıştır. Ben bir ara kendisinin Ermeni kökenli olduğunu düşündüm. Ama değilmiş.
Sayın Elekdağ terbiye kuralları içinde kendisine gereken cevabı vermiştir ama, ben de birkaç ekleme yapmak istiyorum.
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, zamanın Kezban Hatemi`lerinin ve onun gibi düşünenlerin girişimleri sonucunda oluşturulan güdümlü bir mahkeme tarafından mahkum olunca, idam edilmiştir.
Hatemi`nin ve imzacıların Azerbaycan`daki 1994 Hocalı katliamı mağdurlarından ve Karabağ`dan sürülen yüzbinlerce Azeri "kaçkınından" bilgileri var mıdır?
Genelkurmay Başkanlığı, Askeri Tarih ve Stratejik Etüt ve Denetleme Başkanlığı arşivlerinde bulunan 1914-1918 tarihleri arasındaki belgeleri, ``Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri`` isimli yayını okumuş mudur?
Arşivde bulunan Özalp Kaymakamı Kemal`in imzasını taşıyan 4 Mart 1915 tarihli bir belge, Ermeni mezaliminin boyutlarını ortaya koymaktadır
Belgede, köydeki İso`nun kızı Güllü`nün ``memesinin kesildiği``, İbo`nun eşi Silo`nun kızı Sülni`nin ``karnı yarılarak çocuğunun çıkarıldığı ve tandıra atıldığı`` (isimlere dikkat) ve çok sayıda kadına tecavüz edildiği bildirilmektedir. Belgede, ayrıca Özalp ilçesinin Tepedam köyünde Ermenilerin erkeklerin büyük bölümünü süngü ile katlettikleri, kadınlara ise tecavüz ederek öldürdükleri kaydedilmektedir.
Belgede, Nezu Hatun`un tandırda yakılan iki torununun etini babasına ve annesine yedirmek üzere zorlandığı, bunu yapmak istememeleri üzerine öldürüldükleri, Nezu Hatun`un ise gördükleri karşısında aklını kaybettiği bildirilmektedir.
Ermeni soykırımını reddettiği için ırkçılık karşıtı bir kuruluş tarafından Türkiye`den para almakla suçlanan 85 yaşındaki ABD`li bilim adamı Prof. Lewy, 8 milyon dolarlık tazminat davası açtığından sanırım imzacı aydınların ve Hatemi`nin haberi vardır.
SPLC yayın organı Intelligence Report`un 2008 sayısında yayımlanan, David Holthouse`ın makalesinde, Osmanlı Türkiyesi`nde Ermeni Katliamları: Tartışmalı bir Soykırım kitabının yazarı olan Massachusetts Üniversitesi öğretim görevlisi Prof Lewy için şu iddialarda bulunulmuştur: "Türk hükümeti tarafından her yıl yüz binlerce dolarla finanse edilen ve Ermeni soykırımının inkârını destekleyen Amerikalı bilim adamları, kanaat önderleri ve web sitesi yöneticilerinin en aktif üyelerinden biri."
Vatan`da Güngör Mengi 16 Aralık tarihli "Büyük Felaket" başlıklı yasında soruyor: "İmza koymayı düşünenler daha önce `yeni bir belge mi buldunuz?` diye hareketin öncülerine sormalıdırlar. Amerikalı tarihçi Justin McCarthy`nin, sık sık yaptığı bir hatırlatma vardır: Sizi baskı altında tutanlar `özür dileyin kapansın bu tarihi yara` diyeceklerdir. Sakın oyuna gelmeyin. Rahatınız için bencillik ederseniz atalarınıza iftira etmiş olursunuz. Çünkü onlar böyle bir suç işlemediler!"
Sayın Mengi haklıdır.
Kampanyaya katılan sözde aydınlar ve özellikle Fransa`dan doktoralı olanlar, Paris`in Sevres kasabasında 8 Mart 2001 tarihinde Porselen Müzesi önüne dikilmiş olan sözde Ermeni soykırım anıtını görmüşler midir?
Bu anıt neden bu müzenin önüne dikilmiştir? Fransa`da ya da Paris`te anıt dikecek yer mi yoktur?
Anıtın üzerine neden şu ifade yazılmıştır: "1915`de Jön Türk Hükümeti tarafından soykırıma uğrayan 1.5 milyon Ermeni`nini anısına."
Sayın Hatemi Haber Türk`te devamlı olarak "İttihat Terakki" (Jön Türk) diyerek Ermenilerle aynı paralelde olduğunu göstermiştir.
Osmanlı`yı yok eden anlaşma Sevres Kasabası`nda imzalanmıştır. Anlaşma`nın 88-93 ncü maddeleri bağımsız büyük Ermenistan`a ilişkindir.
Sözde anıta Osmanlı, Hatemi`nin ifadesiyle İttihat ve Terakki özellikle yazılmamıştır. Soykırım ile Türk kelimesini yan yana getirmek için özellikle "JÖN TÜRK" ifadesine yer verilmiştir.
Ben Ermeni terörünün en yoğun olduğu dönemde (1985-1990) Paris`te görev yaptım. Paris`te 24 Ekim 1975 tarihinde Büyükelçimiz dahil İsmail Erez olmak üzere 6 diplomatımız Ermeni terör örgütü ASALA tarfından şehit edilmiştir.
Acaba imzacılar empati yaparak Ermenilerce katledilen 50 den fazla Türk diplomatının yakınlarından da özür dileyecekler midir?
Orhan Pamuk, 1.5 milyon Ermeniyi Türkler öldürdü deyip Nobel Edebiyat ödülünü kazanmış olmasına rağmen imza kampanyasına bugüne kadar katılmamıştır ama Londra`dan Yorgos Dedes (10521 nci sıra), Amed`den (Diyarbakır) Leyla Ayaz (10211), Paris`ten Pierre Blanc (10279) imzayı basmışlardır.
Dedes ya da Blanc kim oluyor da benim adıma Ermenilerden özür diliyor?
Amed neresidir ki bu yer ismiyle imza kampanyasına onlarca kişi katılıyor?
Yoksa Amedciler ile Ermeniler arasında gizli bir ittifak mı vardır? "Özür dilemek erdemdir" diyen Amedci var mıdır? Varsa bu kimdir?
Ben Kırım kökenliyim.
18 Mayıs 1994 tarihinde masum sivil Kırım Türkleri bir gecede Stalin`in emriyle 300 bin Kırım Türkü trenlere doldurulup Orta Asya`ya tehcire gönderilmiş, bunun yarısı yollarda açlık ve sefaletten ölmüştür.
Acaba şimdi Kırım`da atalarımızın ev ve topraklarında yaşayan Rus ve Ukraynalı aydınlar aşağıdaki metni tıpkı sözde Türk aydınlarının yaptıkları gibi Arapça, Ermenice, İngilizce, Fransızca, Almanca, Kürtçe, (neden Arnavutça, Çerkezce, Boşnakça değil?) Portekizce ve de İsponyolca yazarak bizlerden, "Büyük Felakete" maruz kalan insanların çocuk ve torunlarından, özür dileyecekler midir?
"1944`te Kırım Türkleri`nin maruz kaldığı Büyük Felaket`e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Kırım Türk kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum."
Eğer Rus ve Ukraynalı aydınlar bu özrü dilemezlerse, bizimkilerin bildirisi uluslararası ilişkilerde bir ilk olacak ve iki halk arasında yumuşamaya başlayan ilişkilerin kopmasının belgesi olarak tarihe geçecektir.
Türk ulusunu karalayan ve de yaralan bu kampanyaya karşı http://www.ozurbekliyorum.com/ adresine girerek tepkimizi ortaya koyalım.
***
Sevgili Okurlar,
Bu akşam saat 17.00 de Kanal 26 TV`de konu ile ilgili görüşlerimi canlı yayında sizlerle paylaşacağım.



#23:35# 23.12.2008 tarihli, Rıdvan Karluk adlı yazarın makalesidir.
Bu makale toplam 2232 kez okunmuştur.
Adınız:
Soyadınız:
Mesleğiniz:
Şehir:
E-Posta
Güvenlik Kodu
Kodu Giriniz
Sizde "Özür Bekliyorum" diyorsanız,
Sol kısımdaki form yardımıyla
İmzanızı atabilirsiniz