Avrupa Ermeni Federasyonu’ndan Sayın Cumhurbaşkanımız Gül’e Yazılan Mektup Red Edilmelidir

Cuma günü bu köşede yer alan sözde Ermeni soykırımına ilişkin yazım üzerine yurt içinden ve dışından çok fazla kutlama mesajı aldım ve şunu düşündüm: "Bu ülkede vatanını ve ulusunu sevenler ezici çoğunluktadır."
Yazılı ve görsel basında konu tartışılmaya devam ederken ABHaber.com.da 20 Aralık Cumartesi günü yayınlanan haber şöyledir: "Avrupa Ermeni Federasyonu`ndan (AEF) Gül`e Mektup."
İngilizce kaleme alınan mektubun ilk cümlesinde, Ermenistan`dan 300 imzalı bir açık mektubun Sayın Cumhurbaşkanına gönderildiğinden söz edilerek kendisinden sözde Ermeni soykırımını kabul etmesi istenmektedir.
Bu cümle çok tartışılacağı için ben Sayın Gül`e gönderilen mektuptaki ifadenin orijinalini aynen yayınlıyorum: "More than 300 intellectuals from Armenia have published last week an open letter sent to the Turkish president Abdullah Gül, asking him to recognize the Armenian genocide."
Federasyon`dan Sayın Gül`e yazılan mektup, sözde soykırımın kabul edilmemesi durumunda Gül`ün Ermenistan ziyareti ile başlayan olumlu gelişmelerin kopacağı tehdidi ile son bulmaktadır: "letter ends by reminding the readers that the hope raised by Gul`s visit to Armenia can be destroyed if the Turkish State, does not take decisive measures to break with its current denial policy of the Armenian Genocide." (Mektup için bkz. http:// eafjd.eu/spip.php?article510)
Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik Kasım 2008 tarihli ve 300 Ermeni aydının imzaladığı "açık mektup" (OPEN LETTER To His Excellency the President of the Republic of Turkey Mr. Abdullah Gül Dear Mr. President,) ise, Türkiye tarafından kabul edilemez öneriler içermektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Gül`ün Ermenistan`a yapmış olduğu ziyarete atıfta bulunularak bu ziyaret istismar edilmektedir. Ardından, sözde Ermeni soykırımının insanlığın ve modern uygarlığın değerleri ile bağdaşmadığına ve bu soykırımın tüm dünya tarafından benimsendiğine değinilerek bu inkar edilemez gerçeğin (!) kabul edilmesi, aksi takdirde Sayın Gül`ün Ermenistan`ı ziyareti ile başlayan yumuşamanın son bulacağı tehdidi ile mektup sona ermektedir.
Bu ürkütücü talep ve önerilerin orijinali aynen şöyledir:
"Dear Mr. President,…the Armenian Genocide is a crime against humanity and against values of modern civilization, and no individual, organization or even government can put a question mark on these events…This is not only position held by all Armenians, but also an expectation shared by the World community. Your generation of Turkish leadership should admit the undeniable truth and recognize the fact of the Armenian Genocide… Your visit to Armenia and Turkey`s contribution to the overall stability in the Caucasus inspire some hope that a realistic political movement is progressively emerging in Turkey. These efforts, however, may fail, if the state does not take decisive steps towards putting an end once and for all to its present policy of denial in respect to the Armenian Genocide.
With best regards and expectations
November 2008
Yerevan Signatories"
AEF tarafından Sayın Gül`e gönderilen mektubun bir cümlesi can alıcıdır ve yerli işbirlikçilerin bu kampanyadaki rolünü ortaya koymaktadır.
Bu cümlede, Türk aydınlarının "büyük felaket"in (SOYKIRIM) inkarını ret ettikleri ve kişisel özür diledikleri belirtilmektedir: "The open letter by the Armenian intellectuals echoes the reactions that caused a petition, initiated one week ago, by a group of Turkish intellectuals. In this petition, the signatories reject the denial of the `great disaster` suffered in 1915 by the Ottoman Armenians, and give their `personal apology` to their `Armenian sisters and brothers`."
İmza kampanyası ile, Ermenistan`la birlikte aynı anda tezgahlanan oyunla Türk Ulusu, yapılmayan bir soykırımı tanıma açmazı ile karşı karşıya bırakılmak istenmiştir.
Bu iki mektup açığa çıktıktan sonra tüm imzacılar Türk Ulusunu seviyor ve ileride "işbirlikçi" olarak anılmak istemiyorlarsa, imzalarını bugünden itibaren geri çekmelidirler.
Bir önemli nokta.
Sözde Ermeni soykırımını tanıyarak Nobel Edebiyat Ödülünü alma başarısını gösteren Orhan Pamuk`un ismi neden imzacılar arasında
yoktur?
İSTANBUL BAROSUNDAN ÖZÜR KAMPANYASINA TEPKİ
Cuma akşamı Hulki Cevizoğlu`nun Ceviz Kabuğu programına katılan Eski İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, ısrarla Türklerin tehcir yaptığını, bunun suç olduğunu ve asla savunulamayacağını, kendisinin bireysel özür dilediğini söylemiştir.
Cevizoğlu`nun bir yerden sonra sabrı taşmış ve Çanakkale`de 250 bin Türk askerini öldüren (tehcir değil, katliam) Anzakların, İngilizlerin, Fransızların neden Türklerden özür dilemediğini sormuştur.
Şüphesiz, Fransızların katlettikleri milyonlarca Cezayirliden, Amerikalıların Kızılderililerden, Avustralyalıların Aborjinlerden, Bulgarların isimlerini değiştirdikleri Türklerden, Yunanlıların kurtuluş savaşında yakıp yıktıkları Anadolu kentlerinde yaşayan Türklerden, Kıbrıslı Rumların katlettikleri Kıbrıslı Türklerden, Sırpların Boşnak ve Arnavutlardan, Rus ve Ukraynalıların da 1944`de tren vagonlarında ölüme gönderdikleri 300 bin Kırım Türkü sebebiyle Türkiye`de ve de tüm dünyada yaşayan Türklerden neden özür dilemediklerini Sayman`ın açıklaması gerekir.
Bu olay bireysel bir özür dileme değildir. Şimdiden sonuçları görülmeye başlamıştır. Yukarıdaki iki mektup buna örnektir.
Ayrıca, ABD`de bulunan Amerika Ermeni Asamblesi (AAA) adlı kuruluş, Ermenilerden özür dileme kampanyasını, Türkiye`nin Ermeni iddialarıyla yüzleşmesinin "ilk adımı" olarak nitelendirmiştir. AAA icra direktörü Bryan Ardouny` ın görüşü şöyledir: "Türkiye`de geri dönülmez bir eğilim başladı. Bu özür, bu yönde bir ilk adım ve Türkiye`nin, kaçınılmaz olarak `soykırım` geçmişiyle yüzleşmesi sonucunu ortaya çıkaracak." (AA, 19 Aralık 2008)
Ermenistan`ın ilk Başbakanı Ovannes Kaçaznuni, 1923 yılında kurucusu olduğu Taşnaksutyun Partisi`nin kongresine sunmuş olduğu raporda Türklerden özür dileyerek şunları söylemiştir: "Türkler ne yapacaklarını biliyorlardı. Bu gün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır."
Yücel Sayman`a en iyi cevabı, İstanbul Barosu Yönetimi yayınladıkları bir bildiri ile vermiştir. Baro, bazı aydınların başlattığı `Ermenilerden Özür Dileme` kampanyasının, Türk ulusunun toptan suçlanmasına, yükümlülük altına sokulmasına yönelik olduğunu belirterek, kampanyanın, iyi niyetten, bilimsellikten, hakkaniyetten ve hukuksallıktan tümüyle yoksun olduğunu vurgulamıştır.
Kampanyanın gerçek amacının Türk milletinin önüne altından kalkamayacak bir fatura koymak olduğu, şu ifadelerle açıklanmıştır:
``Türk halkının duyarlılıklarını ve ulusal çıkarlarını önemsemeden, diaspora tezlerine ülke içinden katkı anlamına gelecek imza kampanyaları sonucu, ulusumuzun, bugüne kadar kararlılıkla sergilediği toplumsal direnç çökertilmek, güçsüzleştirilmek istenmektedir.
Bu kampanyaya katkı anlamında atılacak her imza, toprak ve tazminat istemlerinin dayanağı olarak Türkiye`nin önüne konulmak istenen dayanaksız istemlere neden olacaktır. Bireysel tavır diye nitelenmesine karşın, ulusumuzun toptan suçlanmasına, yükümlülük altına sokulmasına yönelik kampanya, iyi niyetten, bilimsellikten, hakkaniyetten hukuksallıktan tümüyle yoksundur.``
Bu bildirinin altına imzamı atarım.
Eskişehir`deki iki üniversitemizin de en az İstanbul Barosu kadar bu konuda duyarlı olduğunu ben bilmekteyim. Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitelerimizin hafta içinde yukarıda belirtilen iki mektubun ışığında imza kampanyasına tepki vereceklerini ümit etmekteyim.
Genel Kurmay Başkanlığı geçen hafta imzacıları ağır bir şekilde eleştirmiştir.
Ben, imzacıların ifadesiyle "bireysel tepkimi" Cuma günkü yazımda ortaya koydum.
Bugünlerde büyük Önder Atatürk`ün "Memleket dahilindekiler gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler" sözünü, bir defa daha hatırlamamızda sonsuz yarar vardır.



#23:35# 23.12.2008 tarihli, Rıdvan Karluk adlı yazarın makalesidir.
Bu makale toplam 1203 kez okunmuştur.
Adınız:
Soyadınız:
Mesleğiniz:
Şehir:
E-Posta
Güvenlik Kodu
Kodu Giriniz
Sizde "Özür Bekliyorum" diyorsanız,
Sol kısımdaki form yardımıyla
İmzanızı atabilirsiniz